İZVERİ

Köşe yazısı

ÜST YÖNETİR, AST YÖNELTİR!

Yol açmak astın, sorumluluğu üstlenmek üstün işidir! Astın görevi, üstüne yol açmak, ona yardımcı olmak ve önünü görmesini sağlamaktır . Yoksa onun hatasını kollamak,…

Yayınlandı: 26 Ekim 2026 08:57

Paylaş

Yol açmak astın, sorumluluğu üstlenmek üstün işidir!

Astın görevi, üstüne yol açmak, ona yardımcı olmak ve önünü görmesini sağlamaktır.

Yoksa onun hatasını kollamak, başarısızlığını beklemek ve bir an önce başımızdan gitsin anlayışıyla hareket etmek değildir.

Sen yol açarsın, yol gösterirsin; gerisi üstün işidir. Kararı o verir, sorumluluğu da o üstlenir!

Bugün siyasette tuhaf gelişmeler yaşanıyor. Muhalefet cephesinde, dış politika konusunda iktidarla hemfikir olmak ve dış dünyaya karşı birlik görüntüsü vermek adına ortaya konulan düşünceler, ilk bakışta dikkate değer ve üzerinde durulmaya değer görünüyor.

Ne var ki bu yaklaşımın siyasi zeminde ne ölçüde karşılık bulacağı şimdiden tartışılmaya başlandı bile!

Gerek yurt içinde gerekse yurt dışında atılacak siyasi ve diplomatik adımlarda, yürütme yetkisinin hükümette olduğu gerçeği açık ve nettir.

Elbette bu durum, TBMM'nin anayasal görev ve yetkilerini ortadan kaldırmaz. Ancak her meselenin hangi zeminde, ne zaman ve nasıl tartışılacağı da siyasetin kendi sorumluluğundadır.

Bazı gelişmeler karşısında hükümetin acil eylem kararı alması, hızlı hareket etmesi veya belirli hamlelerde bulunması zorunlu olabilir.

Devlet yönetiminde duygularla değil, ülkenin menfaatleri ve somut şartlar üzerinden hareket edilmesi gerektiği de açıktır.

Peki, böyle bir süreçte atılacak adımların kamuoyu önünde alenen tartışılması ve TBMM gündemine taşınması ne kazandıracaktır? Bunun somut faydası nedir?

Farzımuhal, yapılan anlaşmanın sonuçlarından zarar doğarsa sorumluluk kime ait olacaktır?

Elbette kararın alınmasında ve uygulanmasında yetki ve sorumluluk sahibi olanlar, kendi paylarına düşen sorumluluğu üstlenecektir.

Peki, anlaşmadan kazanç elde edilirse ne olacaktır?

Bu durumda siyasi kazancın doğal olarak hükümetin hanesine yazılacağını düşünen muhalefet, kendi desteğinin de aynı ölçüde karşılık bulacağını sanıyorsa yanılıyor bizce!

Çünkü halk, siyasetin bütün hesaplarını tarafların yaptığı gibi yapmaz!

İşte tam da burada sormak gerekiyor: Bu tür hamlelerle amaç, hükümetin hızlı ve yerinde adımlar atmasını kolaylaştırmak mıdır, yoksa süreci siyasi bir tartışmanın içine çekmek midir?

Açıkçası, ortaya konulan yöntemin neyi hedeflediği yeterince anlaşılır değil.

Şayet mesele, anlaşmanın gizli kapaklı yürütüldüğü iddiasıysa, hükümetin açıklayabileceği metinleri kamuoyuyla paylaşması ve gerekli bilgilendirmeyi yapması zaten beklenir.

Elbette gizlilik taşıyan hususlar ile kamuoyuna açıklanabilecek bilgiler birbirinden ayrılmalıdır. Ne var ki 600 kişinin bildiği de sır olmayacaktır bu aşamada!

Bu aşamadan sonra herkes neyin tartışıldığını bilecekse, muhterem, meselenin TBMM gündemine taşınmasından beklenen ilave kazanım nedir?

Metni incelersin, değerlendirirsin; anlaşmaya destek verip vermeyeceğini açıkça beyan edersin. Ya da gerekli görmüyorsan ayrıca bir destek açıklaması yapmazsın. Bu kadar basit!

Diyelim ki hükümetin yaptığı anlaşmayı beğenmediniz ve protesto ettiniz. Yani alışılmış anlamda muhalefetinizi ortaya koydunuz.

Peki, anlaşma geçersiz mi olacak?

Tabii ki hayır!

İş bitmiş zaten, anlaşma imzalanmış, yetkinin sahibi kararını vermiş; o hâlde, anlaşmanın geçerliliğini ortadan kaldırmayacak bir itirazın siyasi ve diplomatik sonuçları ne olacaktır?

Muhalefet, itirazının gerekçelerini ortaya koyarken ülkenin dışarıya vereceği görüntüyü ve bu tutumun muhtemel sonuçlarını da hesaba katmak zorundadır.

Anlaşmaya destek verirseniz, hükümetin attığı adımın siyasi başarısına ortak olmayı umabilirsiniz. Ancak bu desteğin size ne ölçüde siyasi kazanç sağlayacağı ayrı bir meseledir.

Hayır derseniz, anlaşmanın sağlayabileceği muhtemel kazanımların dışında kalabilir; olası olumsuz sonuçlar üzerinden yürütülecek siyasi tartışmaların da bir parçası hâline gelebilirsiniz.

Hükümet ortaklarının sayısal çoğunluğu zaten bu kararın arkasındaysa, muhterem, bütün bu tartışmalarla neyi değiştireceksiniz?

Amaç nedir?

Diyelim ki hayır dediniz. Sonuç ne olacak?

Neticede hükümet meseleyi halletmiş anlaşma imzalanmış ve Meclise getirmiş, Meclis de kendi yetki ve usulleri çerçevesinde karar mı verecek, bu konuda meclisin yetkisi mi var?

Eğer niyetiniz sürece destek olmaksa, bunu bütün bu dolambaçlı tartışmalara girmeden de açıkça ifade edebilirsiniz.

Bunca zahmete ne gerek var?

Üstelik tabanınızın bu anlaşmaya karşı olduğu düşünülüyorsa, asıl mesele daha da çetrefilli hâle gelir. Bugün bir tutum ortaya koyup yarın seçmenin karşısına çıktığınızda, tabanınıza ne anlatacaksınız? Hangi gerekçeyle oy isteyeceksiniz?

Siyaset, yalnızca bugünü kurtarmanın değil, yarının hesabını da yapmanın sanatıdır.

Dış politika konusunda destek, böylesi dolambaçlı hamlelerle ortaya konulmaz, muhterem!

Kamuoyunu gereksiz tartışmalarla meşgul ederek siyasi bir vodvil sahnelemenin kimseye faydası yoktur.

Halk, böylesi meselelerde net bir duruş görmek ister.

Destekleyecekseniz neden desteklediğinizi açıklarsınız. Karşı çıkacaksanız gerekçelerinizi ortaya koyarsınız.

Hem destek veriyormuş gibi görünüp hem de sorumluluğun dışında kalmaya çalışmak, siyasetin en temel sorularından birini beraberinde getirir: Karar anında nerede duruyorsunuz?

Bu gündemin popülist bir temaşaya dönüştürülmesini de doğru bulmuyoruz.

Evet diyecekseniz şimdiden deyin! Hükümete destek olacaksanız bunu açıkça ortaya koyun. Ülkenin menfaatleri söz konusu olduğunda siyasi pozisyonunuzu belirsizliğin arkasına saklamayın.

Ancak bütün bunları söylerken Meclisin denetim, müzakere ve karar yetkilerinin de demokratik sistemin vazgeçilmez unsurları olduğunu unutmayalım.

Mesele, Meclisi devre dışı bırakmak değil; siyasi desteğin, itirazın ve sorumluluğun hangi amaçla ortaya konulduğunu sorgulamaktır.

Hükümete bu millet yürütme yetkisini vermiştir. Anlaşmayı imzalamak ve uygulamak da yürürlükteki hukuk çerçevesinde hükümetin yetki ve sorumluluk alanındadır.

Meclisin anayasal görevlerini yerine getirmesi elbette başka, yürütmenin her hamlesini sonuç doğurmayacak siyasi gösterilere dönüştürmek bambaşka bir meseledir.

Üstelik dış politikada verilen görüntü yalnızca içerideki seçmen tarafından değil, dışarıdaki muhataplar tarafından da değerlendirilir.

İç siyasete yönelik hesaplarla verilen mesajların uluslararası alandaki yansımaları da göz ardı edilmemelidir.

Velhasıl, siyaset sorumluluktan kaçma sanatı değil, sorumluluğu üstlenme iradesidir.

Üst yönetir, ast yöneltir!

Astın vazifesi üstüne yol açmak, seçenekleri göstermek ve kararını sağlıklı biçimde vermesine yardımcı olmaktır. Üstün vazifesi ise o seçenekler arasından karar vermek ve sonuçlarının sorumluluğunu üstlenmektir.

Siyasette de mesele bundan ibarettir: Yol göstermek başka, yönetmek başka; eleştirmek başka, sorumluluk almak başkadır.

Biz söyleyelim, gerisi ekâbirin takdiri…

Numan CENGİZ

Araştırmacı İlahiyatçı Yazar

Yorumunuzu Yazın

Yorumlar(0)

Henüz yorum yok.

Yorumlar kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan İZVERİ sorumlu değildir. Hukuka aykırı, nefret içeren veya hakaret barındıran yorumlar kaldırılabilir.

5 dk